Hümanist Büro çocukla ilgili haberleri yorumluyor...


8 Nisan 2013

609 çocuk böyle öldü!

Gündem Çocuk Derneği'nin açıkladığı "2012 yılı Çocuk Hakları" raporunda 1 yılda 609 çocuğun doğal olmayan yollarla öldüğü bildirildi. Toplumsal olaylarda 3, mayın ve askeri mühimmat nedeniyle 4, silahlı çatışmalarda 4, yargısız infaz sonucu 1, kamu görevlilerinin ihmali nedeniyle 40, aile-akran-çocuk şiddeti nedeniyle 48, bireysel silahlanma nedeniyle 30, intihar sonucu 32, trafik ve ev kazaları nedeniyle 361, işyerinde 38, afetlerde 14 çocuk yaşamını yitirdi. Bu sürede 40 yabancı çocuk da Türkiye'de yaşamını yitirdi.





Gündem Çocuk Derneği'nin hazırladığı rapora göre, 2012'de 609 çocuk yaşamını kaybetti. Raporda yer alan çocuk ölümlerinden bazıları şunlar:

* Özgür Taşar (15): Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nde çıkan olaylarda kitleye polisin müdahalesi sonucu göğsünden vurularak yaralandı. Kaldırıldığı hastanede öldü.

* Ertan Dilaver (14): Ağrı Doğubayazıt'a bağlı Kızılkaya Köyü'nde askeri yerleşim alanına yakın bir yerde hayvanlarını otlatırken mayın patlaması sonucu öldü.

* Veysi Demir (13): Van'ın Çaldıran İlçesi'ne bağlı Toprakseven Köyü'nden mazot için İran sınırına giderken başından vurularak öldürüldü.

* Muhammet Ersek (2): Menenjit tanısı konulan Muhammet, uygun hastane aranırken bekletildiği ambulansta can verdi.

* Z.Ö. (16): Çocuk gelin... Eylül'de Ağrı'nın Doğubayazıt İlçesi'nde karnındaki 8,5 aylık bebeğiyle öldü.

* Ercan Özdemir (8): Kayseri'de okulunun giriş kapısında oynayan Ercan, üzerince düşen kaplama taşlarının altında kalarak öldü.

* Ali B. (1): Şubat'ta Çorum'da babası tarafından dövülen Ali, tedavisi bittikten sonra taburcu edildi. Taburcu edildikten bir hafta sonra babası tarafından tekrar dövülen Ali, hastaneye götürülürken yolda öldü.

* Gonca Yaman (12): Konya'nın Seydişehir İlçesi'nde 22 Ağustos'ta nereden geldiği belli olmayan bir kurşunla başından ağır yaralanan Gonca Yaman, 21 gün hastanede tedavi gördükten sonra öldü.

Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi, 2012 yılında Gündem Çocuk Derneği'nin yaptığı araştırma ile tespit edebildiği 609 çocuk önlenebilecek tehlikelere maruz kalarak hayatlarını kaybettiler. Bu olayların hiç birinin, toplumda "bizim çocuk koruma sistemimizde bir eksiklik mi var" infiali yaratmamış olması sanırız Türkiye'e çocukları tehdit eden en büyük risk.

Toplumun odağında çocukların bulunmaması, birinci önceliği onlara vermeyi taahhüt etmiş bir Devletin kurumlarını alarma geçirmeli, o da olmuyor.

Bu ülkede çocukların ve çocuk haklarının korunmasından sorumlu kurumlar, bu durumu acil durum sinyali olarak görmeli ve toplumda çocuk haklarına karşı bir duyarlılık yaratmak için kolları sıvamalı. Ama bu da bir çelişki değil mi? Çünkü çocuk haklarına duyarlı bir toplumdan beklenti, 609 çocuğun önlenebilir sebeplerle hayatını kaybetmesini kabul etmez bulması ve Devlete bunun hesabını sormasıdır. Öyleyse Devlet kendi görevini yerine getirmediğini fark edecek bir toplum yaratmaya hiçbir zaman çalışmayacak mıdır? Dileriz olmaz...

Ama sadece ümit ederek de beklenemez. Eğer 609 çocuğun ölümünde önlenebilecek tehlikeler ile ilgili gerekli tedbirlerin alınmamış olması bir ihmal ise, bu rapor sonrasında harekete geçilmemesi de, bir kamuoyu baskısı oluşturulmaması da bir başka ihmaldir. Bu durumda masum değiliz hiç birimiz...