Hümanist Büro çocukla ilgili haberleri yorumluyor...


22 Nisan 2013

Çocuk geline Yargıtay'dan izin verdi

Çocuk yaşta evlenip hapis cezası alan çiftlere, Yargıtay’dan bu kez iyi haber. Yargıtay, İzmir’de küçük yaşta kızla evlenen erkeğe verilen cezayı bozdu.


Gerekçe, çocuk gelin yaşını büyük gösterdiği için sanığın suçu bilerek işlememesi...

6 yıl önce 19 yaşında bir delikanlı (B.E.), 15 yaşında bir kız çocuğunu (R.İ.) kaçırmış. Bu iki genç daha sonra evlenmişler. Ancak durum öğrenilince delikanlı hakkında İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmış ve 8 yıl 4 ay hapis cezası verilmiş. Dava sırasında delikanlı, "ben eşimi kaçırırken yaşının küçük olduğunu bilmiyordum" demiş. Habere göre Yargıtay bu savunmaya itibar ederek, yere mahkeme kararını bozmuş.
 
Akşam gazetesi, bu kararı Yargıtay'ın çocuk geline verdiği izin olarak yorumlamış ve bunu "iyi haber" olarak duyuruyor. Bu olayda ülkenin yargısından basınına çocukların erken yaşta evlendirilmesi ile ilgili toplumsal bakış açısını ortaya koyan birçok veri var. Bunlar bu ülkede çocuk gelinlere izin verilmeyeceğini söyleyen her politikacı ve yetkili için oldukça yol gösterici nitelikte. O nedenle de üzerinde durulması gerekiyor.
 
Çocuk yaşta evlendirilmenin veya evlenmeye izin verilmesinin neresi iyi haber, bunu haberden anlamıyoruz. Ama herhalde "çocuk yaşta evlendirilme bu ülkenin bir gerçeği, bu çocuklara ceza uygulanması evlilik ile verilen zararı daha da büyütüyor" bakış açısına dayanıyor bu yorum. Elbette bir haklılık payı var. Bu habere konu olayda olduğu gibi, tarafların ikisinin de çocuk olduğu durumlarda ceza tehdidi ikinci kez mağduriyet yaratıyor. Ama burada ilk zarar erken evlilik ile doğduğuna ve bu sorun bu ülkede önemli bir sorun olduğuna göre, ceza tehdidinin ortadan kalkması nasıl bir "iyi haberdir"?
 
Habere göre Yargıtay, "eşim bana yaşının büyük olduğunu söyledi, ben de dış görünüşüne bakınca buna inandım" savunmasını yeterli kabul etmiş. Bu karar sadece bu değerlendirmeye dayalı ise, haberin başlığı "Çocuk geline Yargıtay'dan izin" mi olmalı? Eğer Yargıtay böyle bir yorum yapıyorsa, çocukların cinsel istismarı ile mücadele edenlerin, bu eylemin faillerine verilen cezayı arttırmakla sınırlı politikalarını tekrar düşünmeleri gerekmez mi?
 
Eğer bu ülkede çocuk gelinler ile mücadeleye yönelik bir politika ve çalışma varsa, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bu gazete haberi üzerine bir tepki vermiş olmalı. Hem bu haberin veriliş biçimi, hem de habercilerin bakış açıları ve kullandıkları terminoloji, çocuk istismarı ile mücadele planlarında basında farkındalık yaratmaya yönelik çalışmalara öncelik verilmesini sağlamış olmalı. Gerçekten sağladı mı, buna bakmak gerek.
 
Yoksa, üç maymunu oynamayı sürdürüyor olacağız. Bir yandan izin vermeyeceğiz deyip, komisyonlar kurup, araştırmalar yaparken, bir yandan her gün bütün netliği ile durumu ortaya koyan olaylardan ders çıkarmamayı başka nasıl açıklayabiliriz?     

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder