Hümanist Büro çocukla ilgili haberleri yorumluyor...


31 Ağustos 2012

O teröriste 360 yıl istemi!

İddianame kabul edildi, dava başlayacak.




Dicle İlçesi'nin Görese Dağı'ndaki operasyon sonrasında yakalanan terör örgütü üyesi olduğu iddia edilen 17 yaşındaki bir çocuk hakkında; 1 askerin şehit edilmesi ve aralarında güvenlik görevlilerinin de bulunduğu 36 kişinin mağdur edilmesi suçlarından 360 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmasını talep eden Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın iddianamesi Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilmiş.

Çocukların kendilerine özgü mahkemelerde yargılanması yetmez, kendilerine özgü usullerde yargılanmaları gerekir diye BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi, çocukların eylemlerinin suç olarak değerlendirilmesi ve müeyyidelendirilmesinde alternatiflere öncelik verilmesini öngörmüyor mu? Bir çocuğun ömür boyu hapsi yasaklanmıyor mu?
 
Adalet Bakanı tarafından bir soru önergesine verilen yanıtta 9 yılda 9931 çocuğun terör suçlarından yargılandığı bildirilmiş. Çocukların suçla ilişkilendirilmelerini önleme için tek yolumuz yargılama ve hapis cezası vermek ise, onlara karşı yükümlülüklerimizi yerine getirdiğimizi söyleyebilir miyiz?
 
Çocukların silah altına alınmaması ve silahlı eylemlerde kullanılmaması yükümlülüğünün ihlalini engelleyebilmek için, bu yükümlülüğü ihlal eden örgüte de soru sorulması ve talepte bulunulması gerekmiyor mu? Bu kadar ciddi bir riskin "yoktur, yapmazlar veya çocukların da bir diyecekleri var" diyerek geçiştirilmesi veya açıklanması mümkün mü?
 
Haber yazılırken ne 18 yaşından küçüklerin kimliklerinin açıklanmasını yasaklayan Basın Kanunu'nun 21. maddesi, ne aksi mahkemece verilecek karar ile kesinleşinceye kadar kimsenin suçlu sayılamayacağını öngören Anayasa'nın 15. maddesi, ne İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi, ne de BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme gözetilmiş. Basın mensupları bu kurallardan muaf mı?
 
Özetle, çocuklar kimin umurundaysa öne çıkması gerekmiyor mu?