Hümanist Büro çocukla ilgili haberleri yorumluyor...


13 Ağustos 2012

Ne yasaya sığar, ne de vicdana!

Hukukta "kızlık zarı" tartışması... Öz babasının hamile bıraktığı down sendromlu kız için "Çocuk bakire, babanın cezası indirilsin" diyen Yargıtay 14. Daire, Türkiye'yi şoke etti. Karara karşı çıkan tek hakim konuştu: "Yasalar ve vicdani kanaatimle itiraz ettim."




18 yaşındaki down sendromlu bir genç kız hamile kalmış, kürtaj yapılmış; yapılan adli tıp incelemesi sonucunda kızın bakire, bebeğin babasının ise yüzde 99.99 ihtimalle genç kızın öz babası olduğu tespit edilmiş. Yerel mahkeme babayı 'nitelikli cinsel istismar'dan suçlu bulmuş ve 15 yıl hapis cezası vermiş. Ancak Yargıtay 14. Ceza Dairesi tartışılacak bir hükümle kararı bozmuş. "Mağdurenin kızlık zarı ilişkiye müsait değil. Ayrıca bakire. Vücuda organ sokulması yoluyla işlenen nitelikli cinsel istismar değil, basit cinsel istismar" diyen yüksek yargı, cezada indirim istemiş. Bir hakim itiraz etmiş ancak karara 4 üye imza atmış.

Bu karar çeşitli çevreler tarafından tartışılıyor. Ancak, tartışırken çocuklara yönelik cinsel istismar suçları ile ilgili yargı kararlarını ve bu kararların nedenlerini doğru anlamamızı sağlayacak bazı araştırmalara ihtiyaç yok mu? Bu kararın sorumluluğunu sadece hakimlerin bilgi ve vicdan eksikliğine yükleyerek, sorunu çözebilir miyiz? Hakimlerin çocuğun cinsel istismarı konusunda doğru bilgi ve bakış açısına sahip olması için kimin ne yaptığını da sorgulamak gerekmiyor mu? Aynı şekilde yasaların dilinden, öngörüsünden kaynaklanan sorunları tartışmak gerekmiyor mu?