Hümanist Büro çocukla ilgili haberleri yorumluyor...


31 Temmuz 2012

Çocuk mahkemelerinde psikolog ve pedagog yok.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, çocuk mahkemelerindeki psikolog ve pedagog kadrosunun yarıya yakınının boş olduğunu bildirdi.




CHP İstanbul milletvekili Sedef Küçük'ün soru önergesini yanıtlayan Adalet Bakanı, 19 Mart itibariyle çocuk mahkemelerindeki 68 psikolog kadrosunun 24'ünün, 69 pedagog kadrosunun 33'ünün, 68 sosyal çalışmacı kadrosunun ise 27'sinin boş olduğunu belirtmiş. Birkaç gün önce bir başka soru önergesine verile yanıtta da 27 ile ve 6 ilçede toplam 33 çocuk mahkemesi olduğunu bildirmişti.

Bir ülkenin %60'ında çocuk mahkemesi yok ise, var olanların da %40'ında sosyal çalışma görevlisi yok ise, bu ülkede çocuklara özgü bir adaletin varlığından söz edilebilir mi?

Bir yanda eşitlik prensibini ihlal eden niceliksel sorun, diğer yanda ise kaliteyi etkileyen uzmanlık problemi dururken, geçtiğimiz günlerde çocuk adaletini değiştiren çok önemli bir kanun değişikliği yapıldı. Bireysel emeklilik ile ilgili kanunun içerisine yerleştirilen bir madde (md. 38) ile Çocuk Koruma Kanunu'nun 3. maddesinde yer alan "sosyal çalışma görevlisi" tanımı değiştirildi. Sadece sosyal hizmet uzmanı (sosyal çalışmacı) olmak üzere eğitim almış kişilerin uzmanlığı olan bir iş, bu eğitimi almamış başka meslek mensuplarına da açıldı. Yeni kanuna göre artık "sosyoloji, çocuk gelişimi, öğretmenlik, aile ve tüketici bilimleri" alanlarında eğitim almış kişiler de sosyal çalışma görevlisi olarak görevlendirilebilecek.

Bu durumda diyelim ki boş olan kadrolar dolduruldu, işe yarayacak mı? Sosyal inceleme eğitimi almamış kişiler sosyal inceleme yapabiliyor ise, sosyal hizmet bölümleri neden var? Bu hata yapılan işin özelliğini bilmemekten mi, yoksa önemsememekten mi kaynaklanıyor? Her iki ihmal de üzerinde ciddiyetle durulmasını gerektirmiyor mu?