Hümanist Büro çocukla ilgili haberleri yorumluyor...


31 Mayıs 2012

Bakan Akdağ'dan kürtaj açıklaması...

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, "Benim kişisel yaklaşımın, prensip olarak gerekmedikçe, tıbbi gereklilik olmadıkça kürtaj yapılmamasıdır. Ama bu raporun neyi getirip neyi götüreceğini de görmemiz lazım" dedi.



Son günlerin önemli tartışma konularından biri olan kürtaj ile ilgili olarak Sağlık Bakanı, annenin sağlığını riske atan ya da bebekle ilgili çok ağır genetik arıza gibi durumlarda kürtaja doktorların karar verdiğini; bunun dışında kalan hamileliğin 10. haftasından önce bir gerekçe aranmadan uygulanan kürtaja karşı olduğunu, kürtaj yasağı getirilmek suretiyle kürtajın bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılmasının önüne geçilmek istendiği söyledi. Kürtaj yasağına yönelik en önemli eleştirilerden birini oluşturan istenmeyen hamilelikler ile ilgili olarak da “eğer böyle bir yasak getirilecek olursa, annesinin bakmak istemediği hallerde gerekirse devlet bakar” dedi.
Çocuk hakları bu tartışmanın neresinde?
Bugün artık doğum kontrol yöntemlerinin kırsalda bile yaygın olarak bilindiğini, bu nedenle artık kürtajın yasaklanmasında sakınca bulunmadığını iddia edenler, 7 çocuklu anne örneğini hatırlıyorlar mı? Bu örneğe bakarak, çocuğun hiçbir hakkını güvence altına almadan dünyaya getirmeyi teşvik etmeyi yaşam hakkı ile açıklamak mümkün mü? İstenmeyen veya plansız gebelikten dünyaya gelen çocuk için yaşam sadece dünyaya gelmek ve nefes alıp vermek midir?

Hele ki, “gerekirse Devlet bakar” denilerek çocuğun bakımının, besleyip büyütmeye indirgendiği bir ülkede yaşam hakkının sağ doğumdan ibaret anlaşılmasının önüne geçmek gerekmiyor mu?