Hümanist Büro çocukla ilgili haberleri yorumluyor...


12 Nisan 2012

17'lik kızla evlilik vaadiyle ilişki kurdu!

Yetiştirme yurdunda kalan 17 yaşındaki S.K. ile cinsel ilişkiye giren 33 yaşındaki müdür yardımcısı için 3 yıl 6 ay hapis cezası istendi.




Yetiştirme yurdunda kalan 17 yaşındaki kızla cinsel ilişkiye giren 33 yaşındaki müdür tutuksuz yargılanıyor. Mesleği ile aldığı ceza ise Bursa'dan Kars'a gönderilmek.


Bu örnekler, Türkiye'de çocukların cinsel istismara karşı ne kadar korumasız olduğunu gösteren ve aslında toplum olarak utanmamızı ve dehşete düşmemizi gerektiren örnekler.

Nasıl oluyor da bir yurt müdürü, korumasına bırakılan çocuğu evlenebilecek bir eş veya cinsel ilişkiye girilebilecek bir partner olarak görebiliyor ve bu kişi bir başka kuruma ve yine çocuklarla birlikte çalışmaya gönderilebiliyor?

Nasıl oluyor da yasalar, koruma kurumunda görevli bir yetişkinin veya bir öğretmenin ya da bir kolluk görevlisinin, koruma veya eğitim amacıyla kendisine emanet edilmiş bir çocuğa yönelik cinsel eylemini çocuk istismarı olarak kabul etmiyor?

Nasıl oluyor da 15 yaşını doldurmuş bir çocuğun yaşıtı ile cinsel deneyimde bulunması ile, öğretmenin, kurum müdürünün veya babasının cinsel tacizine maruz kalması aynı şeymiş gibi görülebiliyor?

Nasıl oluyor da annesinin de dahil olduğu bir ekip tarafından cinsel istismara maruz bırakılan kız çocuğu, "rızam ile oldu, şikayetçi değilim" dedi diye korumasız bırakılıyor?

Nasıl oluyor da bir ülkenin yasa koyucusu 15 yaşını doldurmuş çocuklar için çocuğun cinsel istismarı sayılacak halleri ayırt etmeyi sağlayacak nitelikte bir düzenleme yapamıyor?

Bu nasıl bir bakış açısıdır ki; bir öğretmen, avukat, doktor veya psikolog için öğrencisi, hastası veya müvekkili ile ilişkiye girmek etik olarak kabul edilemez bir davranışken, çocuk söz konusu olduğunda mesleğine bakılmaksızın her yetişkin için dünyanın her yerinde kabul edilemez bir "ahlaka aykırılık" iken, bizde öğretmenler, savcılar, yargıçlar bile 17 yaşındaki çocuğun rızasından bahsedebiliyor?

Peki ya 17 yaşındaki çocuk yerine "17'lik" diye başlık atan gazetecinin dili, onda da yok mu aynı bakış açısı?

Aile içinde şiddete, çocuk gelinlere müsaade etmeyeceğiz diyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'na sormak istiyoruz: Gazetecisinden politikacısına, bürokratından yargıcına kadar herkeste var olan bu bakış açısı ile mücadele etmeden çocukları cinsel istismardan korumayı başarmak nasıl mümkün olacak?