Hümanist Büro çocukla ilgili haberleri yorumluyor...


15 Mart 2012

Çocukları üşümesin diye saç kurutma makinesini çalıştırdı, yan odaya geçti ve...


 

Adana'da eşi bir yıla aşkın süre işsiz kalan Emine Akçay (26), 8 aydır ev kirasını bile ödeyemiyormuş. Çocuklarını ısıtabilmek için elindeki son para olan 6 lira ile aldığı odunlar yanmayınca çocuklarının ısınması için çalıştırdığı saç kurutma makinesini küçük oğluna vermiş ve diğer odaya gidip kendini asarak intihar etmiş. Annesinin cesedini bulan 6 yaşındaki çocuğun ağlaması üzerine komşular eve gelmişler ve duruma müdahale etmişler.

Bu olay sonrasında aşağıdaki soruların cevaplarını aramaya çıkmayan bir toplum, bu ölümlerin sorumluluğunu nasıl taşır?

  • Baba işsizken anne yeni bir bebek doğurmuş, yani 7 ay önce bugünü öngörmek mümkünmüş. Doğum anında bu riski fark etmekten sorumlu kurumlar ne yapmışlar? Bu aileye ne tür bir destek hizmeti sunulmuş?
  •  
  • Sunulmamış ise neden? Fark edilmemiş mi?
  •  
  • Fark edilmemiş ise, neden? Devletin riski takip etmeye ve önleyici sosyal hizmet sunmaya yönelik bir sorumluluğu veya hizmeti yok mu?

Bu sorgulamayı hemen yapmalıyız. Bu ülkede TÜİK verilerine göre 2 milyon 576 bin işsiz var. İşsiz kalan ve başkaca bir geliri de olmayan iki çocuklu "her" anne ve babaya sunulan sosyal ve ekonomik destekler nelerdir? Örneğin bu kadın çalışmak istese biri 7 aylık, diğeri 6 yaşındaki çocuklarına kim bakar? İşsiz kalan ve çocuklarını doyuracak, ısıtacak geliri bulamayan anne-baba kimden, nasıl yardım alabileceği hakkında kim tarafından, nasıl bilgilendiriliyor? Bir anne-baba, sosyal yardım için müracaat ettiğinde ne kadar zaman sonra inceleme yapılabiliyor ve yardıma ulaşabiliyorlar? Bu sürenin bir kaç ayı bulması halinde, bu süre içinde bu ailenin karnının doymasından, ısınmasından, barınmasından kendini sorumlu hisseden birilerinin olmaması büyük bir tehlike değil mi?

Bundan sonrası da önemli. Bu çocuklara kim bakacak? Bu konuda bir inceleme olay anında yapılmalı. Olaydan hemen sonra çocuklar nerede kaldılar? Kaldıkları yerin uygunluğunu denetleyen bir kamu otoritesi oldu mu? Yoksa o sırada bir akraba, komşu mu sahip çıktı? Bu aşamada devreye giren bir kamu otoritesi yoksa, bu ülkede çocuk koruma hizmetlerinin varlığından söz edilebilir mi? Örneğin, bir hafta veya bir ay sonra bu çocuklar hakkında bir inceleme yapılacak olursa, çocukların korunmasına önceliğin verildiğini söyleyebilir miyiz?

Ve henüz daha risk altında doğmuş olan çocuklarımızı fark edemediğimiz için kaybederken içimize sinerek her aile en az üç çocuk yapmalı diyebilir miyiz?