Hümanist Büro çocukla ilgili haberleri yorumluyor...


8 Ağustos 2012

İzmir'in göbeğinde büyük çaresizlik!

İzmir'in Buca İlçesi'nde, 8 aylık hamile olan Serpil Göçen, 14 aylık oğlu Mertcan ve böbreklerindeki rahatsızlık nedeniyle kamyon şoförlüğünü bırakmak zorunda kalan eşi Sebahattin Göçen, sığındıkları bir kömürlükte hayatta kalma mücadelesi veriyor.




İzmir'in Buca İlçesi'nde, bir aile. 14 aylık bir erkek çocukları var, anne 8 aylık hamile. Baba işsiz. Kirayı ödeyemedikleri için evden çıkartılmışlar ve bir tanıdıklarının kömürlüğünde yaşıyorlarmış.

Bu olay, bir kaç gün önce basında yer alan çocuk hakları ile ilgili Anayasa maddesi önerisini sınamamızı sağlayabilir. Önerilen madde şöyle: “Küçüklerin bakım ve eğitimi anne ve babanın hakkı ve ödevidir. Devlet bu hak ve ödevin yerine getirilip getirilmediğini denetler.” Devlet bu aile ile ilgili neyi, hangi aşamada, hangi kurumsal yapı ile, nasıl denetleyecek?

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme de aynı alanı düzenliyor, ama şu şekilde: "Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar."

Bu ailenin denetlenmeye mi, desteklenmeye mi ihtiyacı var? Ya bizim nasıl bir Devlete ihtiyacımız var? Böyle bir aile ile ilişkisini denetleme biçiminde kuran mı, destekleme biçiminde kuran mı?

Anayasayı yazarken İzmirli aileyi ve bütün toplumun ihtiyacını dikkate almak gerekiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder