Hümanist Büro çocukla ilgili haberleri yorumluyor...


20 Mayıs 2012

Tehditle geri alınan şikayeti mahkeme yok saydı.

Samsun’da geçen yıl iki dayısının tecavüzüne uğrayıp düşük yapan genç kız, ‘Rızamla olmadı. Ama, şikayetçi değilim’ dedi. Mahkeme iki dayıyı tecavüzden bırakıp tehditten 1 yıl 8’er aya mahkum etti.




Samsun'da iki dayısının cinsel istismarına maruz kalıp, 8 aylık hamileyken düşük yapan 17 yaşındaki kız çocuğu, olayın rızası ile olmadığını ama ölümle tehdit edildiğini ve şikayetçi olmadığını söylemiş. Adli Tıp Kurumu'nun, düşük sonucu ölü doğan bebeğin %99.99 istismarcı dayılardan birinin DNA'sı ile uyumlu olduğuna dair raporuna rağmen, mahkeme "mağdurenin rızasıyla ya da zorla cinsel ilişki olduğuna dair delil bulunmadığını" belirterek, cinsel istismar davasının düşürülmesine, iki dayının tehdit suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasında mahkum edilmesine karar vermiş.

Bu tür haberlerden sonra yasa uygulayıcılara kızıyoruz ama artık yüzleşmemiz gereken bir başka gerçek yok mu? Bir başka ahlak anlayışına ve bu anlayışa uygu bir ceza kanununa ihtiyacımız yok mu?

Bir yetişkinden 18 yaşından küçük bir kişiye yönelen cinsel ilgi "çocuk istismarı" değil mi? Dayı, amca, hala, teyze, baba, anna, ağabey, büyük anne, büyük baba gibi akrabaların yaptığı ve mağduru çok daha fazla travmaya uğratan ensest biçimindeki cinsel istismarda "rızayı" sorgulamanın nasıl bir anlamı olabilir?

18 yaşından küçük bir çocuğun kendinden yaşça çok büyük ve üzerinde nüfusu olan bir yetişkinin istismarından kendisini korumasını beklemek nasıl bir vurdumduymazlıktır? Bu uygulamaya sebep olan TCK 103-105. maddeleri 2005 yılında TBMM tarafından yazıldı, oylandı ve bu sonucun doğacağı bilinmesine rağmen kabul edildi. Bakanlık bu maddenin değiştirileceğini söylüyor. Pekiyi, neden değişemiyor?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder