Hümanist Büro çocukla ilgili haberleri yorumluyor...


18 Nisan 2012

Saldırıya uğrayan doktor kurtarılamadı!

Gaziantep'te kalp damar cerrahisi uzmanı Dr. Ersin Arslan, 17 yaşındaki hasta yakını tarafından bıçaklanarak öldürüldü.




Gaziantep’te hasta yakını 17 yaşında bir çocuk, Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi’nde görevli 30 yaşındaki Dr. Ersin Arslan’ı bıçakla göğsünden ve karnından yaralayarak ölümüne sebebiyet verdi. Olayın nedeninin çocuğun 10 gün önce hastanede tedavi gören 80 yaşındaki dedesinin vefat etmesi olduğu söyleniyor. Gaziantep Valisi Erdal Ata, Dr. Ersin Arslan’ın hasta yakını tarafından bıçaklanması olayını cehalet olarak değerlendirdi ve “temennimiz bu tür olayların bir daha ne ilimizde, ne de ülkemizde yaşanmaması” dedi. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan basın açıklamasında ise "Sağlık alanında şiddetin dilinin hakim olmasına müsaade etmemeye kararlıyız... toplum içinde şiddeti alışkanlık haline getirmiş hastalıklı kişilikler her yerde karşımıza çıkmaktadır. Biz bu hastalıklı kişilikleri, tüm toplum kesimlerinin birlik içinde ortaya koyacağı mücadele ile toplumdan ayıklayacağız. Şiddetin sağlık kurumlarında asgariye indirilmesi için aldığımız hukuki, idari ve yapısal tedbirleri geliştirmeye devam edeceğiz.” denildi.

Sağlık Bakanlığı'nın ne yapmak istediği anlaşılamıyor. Bakanlık şiddeti, “hastalıklı kişiliklerin” yarattığı bir sorun olarak görüyor ise nasıl oluyor da hedefini şiddetin “sağlık kurumlarında” asgariye indirilmesi için alınacak hukuki, idari ve yapısal tedbirler ile sınırlayabiliyor? Sağlık Bakanlığı sorunu tarif ederken “şiddeti alışkanlık haline getirmiş hastalıklı kişilik” gibi klişe bir ifadeyi nasıl kullanır? Teşhisi doğru kabul ettiğimiz takdirde, bu kişileri tecrit etmek gibi bir öneri nasıl olur da Sağlık Bakanlığı tarafından yapılır? Sağaltıcı ruh sağlığı hizmetlerini sağlamak bu Bakanlığın sorumluluğu değil mi? Bakanlık, ergenlere ruh sağlığı hizmetlerini tüm nüfusu ve onun ihtiyacını karşılayacak biçimde verdiğini ileri sürebilir mi? Öte yandan Sağlık Bakanlığı bu kişileri tecrit ile ilgilenirse, bu çocuğu bu davranışa iten koşullar ile kim ilgilenecek? Toplum genelinde istenildiği gibi karar vermeyen hakime, tedavide hata yaptığı düşünülen doktora yönelen öfkenin biçimi ile mücadele etmek örneğin kimin işi olacak? Çocukların yanında acılarını öfke biçiminde ve kontrolsüzce ifade eden yetişkinlerden oluşan toplumun sağlığı ile ilgilenmek kimin sorumluluğu?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder