Hümanist Büro çocukla ilgili haberleri yorumluyor...


23 Nisan 2012

2 kez evlenen 26 yaşındaki 7 çocuk annesinin pişmanlığı...


Zonguldak'ta oturan 26 yaşındaki Fatma Nalbant, 12 yılda iki evlilik yaparken, 7 çocuk dünyaya getirdi. Şimdi zor şartlarda yaşayan Nalbant, yaptığı hatalardan dolayı pişman.




Zonguldak’ta yaşayan 26 yaşındaki Fatma Nalbant’ın öyküsünün her bir aşaması bir başka hak ihlali oluşturuyor ve bir bütün olarak bakıldığında Türkiye’de çocuk haklarının durumunu özetliyor.

Fatma Nalbant, 6 çocuklu bir ailede dünyaya gelmiş. Babası 4 erkek kardeşi okuturken, 2 kız kardeşi okula göndermemiş. Küçük yaştan itibaren bağda, bahçede çalıştırılmış. Ailesinin kendisini halasının oğlu ile evlendirmek istemesi üzerine 14 yaşında komşularının oğluna kaçmış. Kızın yaşının küçük olması nedeniyle nikahsız yaşayan çiftin 4 çocukları olmuş. Kocasının 2005’te çalıştığı kaçak kömür ocağında meydana gelen göçük altında kalarak ölmesinin ardından 4 çocuğu ile babasının evine dönmüş. Ailesinin çocuklarını istememesi üzerine ikinci evliliğini yapmış ve bu evlilikten de 3 çocuk dünyaya getirmiş. Eşinin gözlerinde %61 görme kaybı var ve bu nedenle 3 ayda bir 680 TL engelli maaşı alıyor ve ayakkabı boyacılığı yapıyor. Ayrıca ilk eşinden 18 yaşında bir erkek çocuğu var. 
Bir hayırseverin kendilerine verdiği, duvarları çatlak, her an çökme tehlikesi bulunan 2 odalı, eşyasız bir evde oturuyorlar ve çok zor koşullarda yaşıyorlar.

Bir de buna gazetecinin bakış açısını ekleyelim. Gazeteci diyor ki, bu kadın “pişman”. Bu öyküde sadece erken evlenmek, kontrolsüz hamilelik ile çocuk doğurmak gibi hatalar yapan genç bir kadının durumu mu anlatılıyor? Bir çocuk okula gönderilmezken, bağda bahçede çalıştırılırken, erken yaşta evlendirilirken, arkası arkasına çocuk doğururken, bunu fark etmesi ve engellemesi gereken bir Devlet kurumu, bir kamu görevlisi olması gerekmiyor muydu?

Bu öykünün başlangıcı çok eski değil, sadece 12 yıl. Türkiye B.M. Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi'ni 1990 yılında imzaladı; Fatma Nalbant yaklaşık olarak 4 yaşında iken. Bu Sözleşme ile Devlet ona; okula gönderilmesini güvence altına aldığını, çalıştırılmaktan ve erken evlendirilmekten korunacağını, anne-babasının destekleneceğini taahhüt etti.  Ama bu taahhütler yerine getirilmedi. Pekiyi ya, şu anda en büyüğü 10 yaşında olan 7 çocuğa karşı, anne-babasının onları yetiştirmek için Devletten destek görme hakkı kapsamında yapılması gerekenler yapılıyor mu? Yapılmak bir yana, her çocuğun sağlıklı bir konuta, asgari bir gelire, yeterli besine ve giysiye sahip olma hakkı, bunun için ailesinin Devletten destek görme hakkı tanınıyor mu?

23 Nisan günü çocukları maskot olarak kullanacak biçimde hatırladığımız, çocukların ihtiyaçlarını, haklarını ve onlara karşı yükümlüklerimizi unuttuğumuz sürece, Dünyada çocuklarına bayram hediye eden tek millet olmak, ilk kez 14 yaşında anne olmuş bir kadın ve onun 7 çocuğu için ne ifade ediyor?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder