Hümanist Büro çocukla ilgili haberleri yorumluyor...


28 Mart 2012


Yargıtay Ceza Genel Kurulu’ndan (YCGK) başta PKK’nın sokağa sürmeye devam ettirdiği çocuk suçlulara kötü haber geldi: Sabıkalı çocuk ikinci kez suç işlediğinde cezası ertelenmeyecek.




Oya Armutçu haberi şöyle kaleme almış: "Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre 2010’da 18 yaşından küçük 199 bin 461 sanık hakkında dava açıldı ve 47 bin 374’ü hakkında mahkumiyet kararı verildi. 31 Ocak itibarıyla cezaevlerinde 2 bin 360 çocuk suçlu var. Bunların bin 948’nin tutuklu, 412’si hükümlü."
Haberin devamında Emniyet tarafından 15 ilde yapılan bir araştırmaya dayanarak, "taş atan çocuklar yasası" diye bilinen yasanın kabulünden sonra eylemlerde kullanılan çocukların sayısının %50 arttığı ve Yargıtay'ın son günlerde verdiği bir karara dayanarak da sabıka kaydının varlığı halinde cezanın ertelenmeyeceği bildiriliyor.

Haber içinde anlatılan her şey kadar haberi yapan gazetecinin kullandığı dil ve konuya bakış açısı Türkiye’de çocuk adalet sisteminin durumunu gözler önüne serer nitelikte. 2012 yılı Mart ayındayız ve elimizde üzerinde konuşabileceğimiz en yakın tarihli veri 2010 yılına ait. İstatistiklerin bu kadar geriden gelmesi bir sorun değil mi? 2010 yılının verileri, yakın tarih hakkında bilgilendirme dışında, gazete okuyucusuna ne anlatabilir?

2010 yılında 47.374 çocuk hakkında mahkumiyet kararı verilmiş. Kaç çocuk hakkında tedbir kararı verilmiş? Bunu kimse merak etmiyor mu? Verilen tedbir kararlarını uygulayacak kaç tane hizmet var? Yargıtay, önceki mahkumiyetler erteleme kararını engeller demiş. “Böyle çocuk adaleti olur mu, burada bir sorun yok mu” sorusunu kim soracak? Kim merak edecek, acaba biz çocuklarımızı suç sayılan davranışları gerçekleştirmekten ve ceza adaleti müdahalesinden korumak için ne gibi stratejilere sahibiz?

Eylemlere katılan çocuklar artıyor konusunu, sadece çocukların yargılandıkları mahkemeyi değiştiren bir yasa ile birlikte gündeme getirerek, sanki bu nedenle artıyormuş izlenimi vermek kimin işine gelir? Burada çocuğun yararını gözeten bir kaygı var mı?

Neden bütün dünya değişmeli bu terminoloji derken bizim gazetecilerimiz hala “çocuk suçlu” ve benzeri damgalayıcı terimleri ve bunu yansıtan bakış açısını kullanmakta ısrar ediliyor?












Hiç yorum yok:

Yorum Gönder