Hümanist Büro çocukla ilgili haberleri yorumluyor...


29 Şubat 2012

3'üncü Çocuğunu Tuvalette Doğurdu!

Gaziantep'te hastaneye götürülen 17 yaşındaki kadının yaptığına inanamayacaksınız!



Gaziantep'te kasık ağrısı ve kanama şikayetiyle hastaneye götürülen 17 yaşındaki S.G., iddiaya göre tuvalette doğurduğu üçüncü çocuğunu kordonunu kendi kesip klozete bıraktı. Durumun anlaşılması üzerine kurtarılan bebek kuvözde tedaviye alınırken S.G. ile aynı zamanda teyzesinin oğlu olan nikahsız eşi gözaltına alındı.  

Bu kız çocuğu 14 yaşında iken ailesi tarafından 26 yaşındaki teyzesinin oğlu (Metin Kalburcu) ile evlendirilmiş. Evlilikten sonraki her yıl bir bebekleri olmuş. Bu üçüncü bebekmiş. Olaydan sonra kız çocuğunun ifadesi alınarak tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış. Metin Kalburcu ise tutuklanmış. Şimdi akla gelen basit 3 soru var:

  • Baba tutuklandı ama bu S.G.'nin mağduriyetini azaltıyor mu? Hiç olmazsa bundan sonraki süreçte S.G'ye destek olmak için bir çaba gösterebilecek miyiz?

  • Bu olayda cinsel istismar mağduru bir kız çocuğu ile, çocuğun cinsel istismarı sonucu yeterli bakım ve gözetim olanağından yoksun biçimde doğmuş üç çocuk var. Sonuç: 4 çocuk ihmal ve istismar mağduru. Bütün bunlar bir kaza sonucu olamaz değil mi?

  • Bu tablonun sorumlusu çocuğunu erken yaşta evlendirmenin tehlikelerinin farkında olmayan bir anne-baba ve böyle bir anne-babanın farkında olmayan bir Devlet. Sorumlular, bu ülkede erken yaşta evlendirilen ve cinsel istismara maruz kalan çocuklara büyük bir özür borçlu değiller mi?

Son bir not da medya ile ilgili... Biz de bir gazetecinin bu haber için attığı başlığa inanamadık. Bu haberin veriliş şekli, medya çalışanlarının çocuk haklarına duyarlı habercilik konusunda eğitime ne kadar çok ihtiyacı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

28 Şubat 2012

Okul servisi taşımacılığı kitabına uyduruldu.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Servis İşletmecileri Odası tarafından Türkiye'de ilk kez servis araçları için kitap çıkarıldı.




109 sayfadan oluşan ve 'Servis Araçları İçin Gerekli Bilgiler, Servis Sürücüleri İçin Pratik İlkyardım Bilgisi, Okul Önlerinde Alınacak Trafik Tedbirleri, Okul Servis Araçlarının Denetimi, Okul Servis Araçları Hizmet Yönetmeliği, Servis Şoförleri Kan Grubu Listesi' gibi konuları kapsayan kitapçıkla servis sürücülerinin daha bilinçli hareket etmeleri amaçlanıyormuş.

Okul servisleri çocukların okul ile ev arasında transferini sağlıyor. Sadece trafik güvenliği değil, transfer süreci içerisinde çocukları her tür tehlikeden koruma sorumluluğu ile bu işi yapıyorlar. Bu nedenle, Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün önlemeye yönelik bu çalışması örnek bir çalışma, ancak yeterli mi?

Okulların, özellikle de ilköğretim okullarının şehir dışına çıkarılması gibi sorunu yaratacak kararlar verilirken, transferin riskleri ve maddi ve manevi maliyetinin dikkate alınması gerekmiyor mu?  

Okul servisleri sadece şehir içi ulaşımı sağlamıyor, aynı zamanda 80 ilde 875 ilçeye bağlı 37 bin 622 yerleşim yerinde taşımalı eğitim uygulanıyor. Sadece taşımalı eğitim kapsamında 22 yılda toplam 120 trafik kazası yaşanmış, 48 öğrenci yaralanırken, 62 öğrenci hayatını kaybetmiş. Bu kazalar kitap ile engellenebilecek mi? Şoförlerin eğitimlerine yönelik yapılan çalışmaların tüm şoförler için mecburi hale gelmesi için yapılan bir planlama var mı?

Okul servislerinde çocukların karşılaştıkları tek riskin yol güvenliğine ilişkin olmadığını biliyoruz. Servis şoförlerinin çocuk korumanın her boyutu hakkında bilgi sahibi olması ve çocukla çalışmaya uygun özellikteki kişilerden oluşması için yapılan çalışmaları da araştırmak gerekmiyor mu?

27 Şubat 2012

İlk adım atıldı!

Dilendirilen 4 çocuk ailelerinden alındı.



Çocuklarını ihmal veya istismar eden ailelerden çocuğun ve velayetinin alınması çocuk koruma alanının en ciddi tedbiridir. Bu nedenle de bu tedbiri uygulamanın bazı standartlarının olması gerekir. Bizim hukukumuzda da bu tedbirin her iki biçimi de, yani hem çocuğu ailenin yanından alma, hem de aileden çocuğun velayetini alma olanağı düzenlenmiştir. Ama şimdi bu habere konu olayda şu soruların cevabını araştırmamız gerekiyor: 
  • Ailelerinden alınan 4 çocuğun velayeti de alınmış mı? Alınmış ise kamu vasisi atanmış mı? Kanunun öngördüğü kamu vesayeti kurumunun kurulması için hükümetin yürüttüğü bir çalışma var mı? Örneğin Bakan Şahin, çocukların ailelerinden veleyati alındığında kanuna uygun bir vasi tayini için ihtiyaç duyulan yasal düzenleme ve gerekli teşkilatı kurma konusunda ne düşünüyor? 
  • Çocuk Haklarına dair Sözleşme'ye (ÇHS 19) ve Çocuk Koruma Kanunu'na (ÇKK 4/j) göre, çocuğun aileden alınması ve kurum bakımına verilmesi son çare olarak kullanılmalı. Bu durumda, çocukların ailenin yanında korunabilmesi için ihtar dışında verilmiş olması gereken pek çok desteklerden (danışmanlık, asgari gelir, sosyal güvenlik, vb.) hangilerinin verildiğini ve bunların yeterli biçimde verilip verilmediğini kim araştırıyor ve denetliyor?

26 Şubat 2012

6 Aylık Nuri Neden Öldü?

Çanakkale'nin Ayvacık İlçesi'nde oturan Şükran ve Halil Görmüş çiftinin 6 aylık oğulları Nuri, yüksek ateş ve havale nedeniyle üç hastane dolaştırıldıktan sonra yaşamını yitirdi.



Aile önce Ayvacık Devlet Hastanesi'ne, ardından Ezine Devlet Hastanesi'ne, sonrasında da Çanakkale Devlet Hastanesi'ne bağlı Bahattin Huriye Demircioğlu Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'ne gitmişler ve Çanakkale'de hiçbir hastanede çocuk yoğun bakım ünitesi olmadığını öğrenmişler. Saatler sonra Çanakkale Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde hayatını kaybeden bir hastanın yerine 6 aylık bebek kabul edilmiş. 112 acil, yakın şehirlerde sürekli boş çocuk yoğun bakım ünitesi aramış ama bulamamış. Bu durumda yanıtlanması gereken tek bir soru var: Çanakkale 2010 yılı itibariyle nüfusu yarım milyona yakın bir şehir; bu şehirde çocuk yoğun bakım ünitesi var mı, varsa kapasitesi ne kadar?

Eğer bu şehirde halihazırdaki çocuk nüfusunun ihtiyacına uygun çocuk bakım ünitesi yapılamamış ise, Bakan Eroğlu'nun iki hafta önce Çanakkale'de dile getirdiği 5 çocuk sahibi olma isteği nasıl değerlendirilmelidir?




25 Şubat 2012

Pozantı Cezaevi'nde Çocuklara Cinsel İstismar İddiası!

"Taş atan çocuklar" olarak bilinen ve gösterilere katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alınan ve cezaevlerinde adli tutuklular tarafından cinsel taciz ve tecavüze maruz kaldığı iddia edildi.


Adana'nın Pozantı ilçesindeki M tipi cezaevinde çocukların cinsel şiddetle karşı karşıya olduğu öne sürüldü. Siyasi nedenlerle cezaevine giren çocukların, adli mahkumlarla aynı koğuşa konulduğu ve cinsel istismara maruz bırakıldığı iddia ediliyor. Çocuk tutukluları adli tutuklular ve siyasi tutuklular diye ayırmak nasıl bir yaklaşımdır? Adli tutuklu çocukları hedef gösterenler ile sırf taş atttığı için çocuğu örgüt üyesi gibi görenler aynı yerden bakmıyor mu dünyaya?

Adalet Bakanlığı Pozantı Cezaevi'nde çocuk bölümünde kalan çocuk sayısının 201, kapasitenin ise 282 olduğunu; iddiaların 2011 yılına ait olduğunu ve C. Savcılığınca araştırıldığını bildirmiş. Bu sayılara bakarak, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'ye (ÇHS 38) ve uluslararası standartlara uygun bir biçimde çocuklar için ayrı bir kurum planlanıyor mu acaba?

Ergenlik çağındaki 201 çocuğun tutulduğu bir kurumda cinsel istismar riski yüksektir. Amacımız çocukların cinsel istismara maruz kalmasını engellemek ise, kurumlarda alınan tedbirlerin ayrıntıları ile açıklanması ve uzmanlarınca bu tedbirlerin yeterliliğinin tartışılması gerekmez mi?

Bu tür kurumlarda erki elinde bulunduran her zaman sorgulanmaya tabidir, toplum için güvence bağımsız denetim organlarının sözüdür. Paris İlkeleri'nin öngördüğü standartlarda bir bağımsız denetim mekanizması oluşturulması için sürdürülen çalışmalar nelerdir?

Taş atan çocuk sayısının artmakta olduğu, taş atma eylemlerine verilen tutuklama kararlarının da diğer suçlara göre daha yüksek olduğu iddia ediliyor. Burada bir tolerans azalması ya da ayrımcı muamele riski varken, acaba bu riskin gerçekliğini araştıran ve buna yönelik alınması gereken tedbirler üzerinde çalışan bir kurum var mı? Örneğin, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu veya İçişleri Bakanlığı bu alanda çalışanların önyargılara dayalı bir adaletsiz uygulamaya sebebiyet verme riskini ciddiye alıyor mu?


24 Şubat 2012

CHP lideri: Sorun imam hatip değil.

CHP lideri AKP'nin eğitim teklifi için, "Sorun çocukların imam hatibe gönderilmesi değil, onları çağdaş dünyadan uzaklaştırma sorunudur" dedi.




Sorun çocukların imam hatibe gönderilmesi olmayabilir. Ama sorun çocukları çağdaş dünyadan uzaklaştırma sorunu da değil sadece.

Kesintisiz 8 yıllık eğitimin süresinin hem erken çocukluğu hem de lise eğitimini kapsayacak biçimde genişletilmesi beklenirken, istenen sadece çocukların herhangi bir şekilde diploma almasını sağlamak mıdır?

Eğitimin çocuk ihmal ve istismarını önlemedeki rolünü dikkate almadan eğitim sistemi planlanıyorsa, bütüncül bir çocuk koruma sisteminden bahsedilebilir mi?

Yıllardır yapılan araştırmalar, çocukların 4. ve 5. sınıflarda okulu terk oranlarının arttığını göstermekte. Kız çocuklarının terk oranı ise erkek çocuklara göre daha fazla. Çocukların okulu terk etmelerinin geri planında iki önemli neden olduğu da bilinmekte: çocuğun çalıştırılması veya evlenme çağının geldiğinin düşünülmesi. Her ikisi de çocuk istismarı konusu. Bu durumda okul, çocuk istismarını önlemenin önemli bir aracı. Öyleyse, bu araca ilişkin düzenleme yapılırken acaba Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na görüş soruldu mu? Kuruluş mevzuatı (8/ç.) ile çocuk istismarını önleme görevi kendisine verilmiş olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bu soruya ne yanıt verdi acaba?

23 Şubat 2012

1 yaşındaki bebek dayaktan öldü!

Çorum'da bir hafta önce babası tarafından darp edildiği iddiasıyla Çorum Devlet Hastanesi'ne kaldırılan ve tedavisinin ardından taburcu edilen bir yaşındaki Ali B, hayatını kaybetti.







Peki ya çocuklarımızı korumak konusunda ne zaman ilk 10, ilk 20 veya ilk 30’da olabileceğiz? İnsani kalkınma konusunda hala ilk 90'a bile girememişken, neden bu konuda hedef koymuyoruz kendimize? Çocuklarımız daha önemli değil mi ekonomiden, savaş gemilerinden, turizmden?


İngiltere 17 aylık bebeğin ev içi şiddet sonucu ölmesinden sonra bütün çocuk koruma sistemini gözden geçirdi, nerede hata yaptık diye.

Türkiye’de sayısını bile takip edemediğimiz kadar çok çocuk ev içi şiddet yüzünden hayatını kaybetti bugüne kadar. 1 yaşındaki Ali B. de bu çocuklardan birisi. Artık bu konuda da bizden iyi olanları örnek almanın zamanı gelmedi mi?








22 Şubat 2012

Çocukları internetten korumak için komisyon kuruluyor.


TBMM'de, çocukların internetin zararlarından korunmasına için 17 kişilik bir araştırma komisyonu kurulması kabul edildi.




Bu konuda araştırma komisyonu kurulması ile ilgili olarak milletvekillerinin verdiği birden çok teklif var. Bu teklifler milletvekillerinin toplumsal sorunları anlamak ve açıklamak için sordukları sorular bakımından incelemeye değer nitelikteler. Bu sorular kurulacak komisyonun ve yapacağı araştırmanın önyargıya dayalı varsayımlar ile malul olma kaygısını uyandırmıyor mu?


Sadece Sn. Cevdet Erdöl ve arkadaşlarının verdiği teklifte ihtiyacın çocuk haklarına (ÇHS 17) uygun biçimde tarif edildiği görülüyor: "çocuk ve gençlerimizin internet ve diğer bilgi iletişim teknolojilerini kullanırken karşı karşıya oldukları riskleri en aza indirmek ve onların güvenli bir şekilde bilgiye ulaşmalarını sağlamak için alınması gereken önlemleri tespit etmek".


Kurulacak komisyonun bu yaklaşımı benimsemesinin ve bunu komisyonun çalışma biçimine de yasıtmasının; örneğin diğer soru önergelerindeki önyargılı varsayımların hatalı yönlendirmelerinden korunmak için sorunu tarif etmek ve çözümleri belirlemek üzere bilimsel araştırma yapmak veya yaptırmak gibi yöntemleri kullanmasının önemine dikkat çekmek istiyoruz.


21 Şubat 2012

Vatana Millete Zararlı Çocuk Yok Edilsin!

Erzurum'da düzenlenen "Huzur Toplantısı"nda söz alan ilköğretim okulu müdürü Aydın, "Emniyette suçluların kanını alıp gen haritası çıkarsınlar. Çocuk doğduktan sonra analizi yapılsın. Vatana, millete, bu ülkeye zararlıysa yürümeden yok edilsin" dedi.



Bir okul müdürünün konuşması, vatana zararlı çocuğun yürümeden yok edilmesi önerisini getirdi gündeme. Haklı olarak bu öneri büyük tepki aldı. Bu konuşmayı yapan müdür belli ki insan haklarından, çocuk haklarından, kendi hizmet sektörü olan eğitimden ve daha birçok şeyden bihaber. Evet kendisinin derhal okuldan uzaklaştırılması çocukları korumak açısından çok önemli. 
  • Ama ya bugüne kadar neredeydik? Böyle bir bakış açısına sahip bir “eğitimci” sistem içerisinde bu kadar yıl nasıl fark edilmedi ve yüzlerce belki binlerce çocuk kendisine emanet edilebildi?

  • Müdüre yüklendiğimiz kadar, kendi sistemimizi de sorgulamamız gerekmez mi? Böyle bir eğitimciyi nasıl yetiştirdik diye... Sistemimizin neresindeki sorun bu eğitimciye bu bakış açısını kazandırdı veya kendisindeki bu bakış açısını düzeltemedi?

  • Biz bir tesadüf sonucu bu konuşmadan haberdar olduk. Sınıflarda veya eğitim ortamlarında paylaşılan görüşlerden haberdar olma olanağımız yok. Eminiz ki Müdür Bey eğitim sistemimizde bu bakış açısında sahip olan tek “eğitimci”değil. Diğerlerini fark etmemizi ve çocukları onlardan korumamızı sağlayacak bir sisteme sahip olduğumuzu söyleyebilir miyiz?

20 Şubat 2012

Radikal 'sır kampa' girdi.

Kamplarda sorun çıkartan mülteciler, resmi olarak kapalı gözüken Kuyubaşı Kampı'na gönderiliyor, sonra 'kendi istekleriyle' sınır dışı ediliyor. 1 ayda 150'ye yakın Suriyeli, Türkiye'yi buradan terk etti.




Kuyubaşı’nda çalışan bir kamp yetkilisinden alınan bilgilere göre, kamplarda kavga çıkartan ve asayişi bozan Suriyeli mülteciler Kuyubaşı’na getiriliyormuş. Türkiye’ye sığınanların zorla sınırdışı edilmesi yasadışı olduğu için burada ‘kendi istekleriyle’ Suriye’ye geri dönme taleplerini yazılı olarak yetkililere iletmeleri bekleniyormuş. Kampa getirilenler arasında az da olsa kadınlar da varmış.

Peki ya, çocuklar? Kampa doktorların girmesine izin verilmediği söyleniyor. Bu tür kampların çocuk sağlığı ve güvenliği açısından riskin en yüksek olduğu yerler arasında olduğu biliniyor. Doktorun giremediği bu kampta çocukların sağlıkları ve güvenlikleri nasıl izleniyor?

Türkiye, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (md.22) ile ister anne babası ile birlikte olsun, ister yalnız başına olsun, ülkesi dışında bulunan çocukların haklarını koruma ve gerekli insani yardımdan yararlanmasını sağlama taahhüdünü bu kampta yerine getirebiliyor mu?

19 Şubat 2012

PKK'nın çocukları!

PKK “Biz çocukları geri cephede tutuyoruz” dese de gerçekler farklı. Taş ve molotofkokteyli atarak başlayan süreç Kandil’de sona eriyor.



Çocukluk durumu ile ilgili olarak Türkiye genelinde farklı sosyo ekonomik durumdaki çevrelerin hemen hepsinde bir kafa karışıklığı var. Son günlerde PKK’nın çocukları örgüt saflarına katması ile ilgili haberler de bunun örneği. Gerek Savunma Bakanı'nın açıklaması, gerek Murat Karayılan’ın açıklaması gerekse 19.02.2012 tarihli Hürriyet yazarının konuyu ele alışı. Hepsi de çocuğa ve çocukluğa benzer biçimde bakmıyor mu?

  • Karayılan, iki şey söylüyor açıklamasında: (1) küçük yaşta çocuk yok (2) 16-17 yaşlarındaki çocuklar geri cephede tutuluyor. Öncelikle, 16-17 yaşındaki de çocuk değil mi? Eğer siz bu çocukları saflara katmak üzere eğitilebilir görürseniz, bir başkası da cezalandırabilir görmez mi? 16-17 yaşındaki bir “ergen”, örgüt üyesi olarak eğitime alınabilir mi? Bu “ergenlerin” özel durumlarının istismarı değil midir? Şiddet içeren gösterilere katılmalarına neden olmak da aynı derece de sorumsuz bir davranış değil midir?

  • Haberde ise, geri cephede tutuyoruz savunmasının doğru olmadığı söyleniyor. Sanki geri cephede tutma geçerli bir savunma imiş gibi. Tek sorun silah kullanılması mı? Gerekçe gösterilen uluslararası sözleşmeler, çocukların silahlı çatışmada asker/milis olarak kullanılmasını engellemeye yönelik olduğu için konuya ancak ve sadece bu perspektiften mi bakabiliyoruz?




18 Şubat 2012

Oğlunun tedavi masrafını ödeyemeyen baba tutuklandı.

Manisa’da lösemi hastası oğlu Aykut Can’ın tedavi masrafları için kredi kartından çektiği 5 bin lirayı ödeyemeyen baba Mehmet Can, tutuklanarak cezaevine gönderildi.


  • Çocukların sağlık giderlerinin tamamı Devlet tarafından karşılanmıyor mu? Karşılanan tedavi giderleri konusunda hak sahipleri ne kadar ve nasıl bilgilendiriliyor?
  • Lösemi gibi tedavisi zor hastalıklarda, tıbii bakım gideri dışında kalan hastaneye ulaşım vb. giderler de hasta yakınları bakımından karşılanması zor giderler. Çocukların ücretsiz sağlık hizmetinden yararlanabilmesi için, bu tür giderlerin karşılanmasını sağlayacak bir destek almaları mümkün mü?

17 Şubat 2012

Dehşete düşüren ifadeler!

KONYA’da işkence sonucu yaşamını yitirdiği öne sürülen 9 yaşındaki Fatih K.’nin ölümüyle ilgili tutuklanan üvey anne 35 yaşındaki L.K. ile baba 42 yaşındaki S.A.K.’nin yargılanması devam edildi.



  • Bu çocuğun ölümünün sorumluluğu sadece fiziksel istismarı yaptığından şüphelenilen baba ve üvey anneye mi ait?
  • Bu sonucun meydana gelmesinde ilköğretim 3. sınıf öğrencisi bir çocuğun üç yıl süre ile fiziksel istismara maruz kalması ve bu durumun hiç kimse tarafından fark edilmemiş olmasının da rolü yok mu?
  • Bu kadar ağır bir fiziksel istismar vakasının fark edilmemiş olmasından kendini sorumlu tutan bir kurum var mı? Toplum bir sorumluluk hissediyor mu fark edememiş olmaktan?
  • Böyle bir sorumluluk anlayışına sahip olmadıktan sonra sadece bu babanın ve üvey annenin tutuklanması veya hapis cezasına mahkum edilmesi neyi değiştirecek?
  • Bir çocuğun üç yıl süre ile fiziksel istismara maruz kalması ve bunun neticesinde hayatını kaybetmesi sadece çocuğa kötü muamele eden ebeveynlerin sorumluluğu olarak görüldüğü sürece çocukları istismardan korumamıza olanak yok. Bunun bir sistem sorunu olduğunu görmek ve sistemdeki eksikliklerin üzerine gitmek zorundayız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu nedenle 2001 yılında İngiltere'yi mahkum etmişti. Sistemdeki eksikliğin bir diğer göstergesi de benzer bir kararın Türkiye için alınmayacak olmasıdır. Bu çocuğun hakkını savunan ve ona karşı yapılan kötü muamelenin takipçisi olabilecek bir yasal temsilci (kamu vasisi) bulunmadığına göre, yeterli korumadan yararlanamadığından bahisle davayı kim açabilir?

16 Şubat 2012

Tanıkların hepsi ifade değiştirdi!

Siirt'te iki yıl önce 4 kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddiası ile aranan, 19 ay sonra yakalanan Fahrettin Kuzu'nun yargılandığı davada tanıklar ifade değiştirdi.




Tanıkların ifadelerini değiştirmeleri belki mahkemenin kararını etkilemeyebilir, ama çocuğun korunmasından sorumlu kurumlar için önemli bir durum değil midir? Tüm toplum için çok ciddi sayılması gereken böyle bir suçlama ile ilgili bazı kişilerin ifadelerini değiştirmelerine neden olan faktörler araştırılmadan cinsel istismar ile mücadele edilebilir mi?

Olay 2010 yılı Nisan ayında öğrenildi, iki ay sonra 2 yılını dolduracak ve hala dava devam ediyor. 4 kız çocuğuna bir okulun idarecisi de dahil olmak üzere bazı kamu görevlileri ve bakkal, manav, tuhafiyeci gibi esnaftan 39 kişinin cinsel istismarda bulunduğu iddia ediliyor. Bu suç, bir toplumda işlenebilecek en ağır suç değil midir? Bu durumda Siirt'te çocuğun cinsel istismar suçlaması ile yargılanan bir kişinin sadece 87 km. uzaklıktaki bir şehir olan Batman'da yaşamaya devam ederken 19 ay süreyle bulunamamasının sebepleri araştırılmadan, davanın bu kadar uzamasının sebebi araştırılmadan bu suçla mücadele edilebilir mi?

2010 yılından bu yana kamu görevlileri ve özellikle okul idarecilerine yönelik olarak çocuk istismarını önleme konusunda ne tür çalışmalar yapıldığı, çocukla çalışan personel seçimi ile ilgili ne tür önlemler alındığı, halkın bu konudaki duyarlılığını arttırmaya yönelik ne tür kampanyalar yapıldığı sorgulanmadan; 39 sanıklı davada 10 sanığın tutuklanması ve sonra da bir kaçının cezalandırılması suretiyle çocukları koruyucu bir sistem oluşturduğumuzdan söz edebilir miyiz?

15 Şubat 2012

Çocuk, annesinin seçtiği soyadını da alabilecek.

Anayasa Mahkemesi, 21.6.1934 günlü, 2525 sayılı Soyadı Kanunu'nun 4. maddesinin ikinci fıkrasının "Evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği adı alır." şeklindeki birinci cümlesinin anayasaya aykırı olduğuna karar verdi.




Anayasa Mahkemesi, boşanmadan sonra velayetin anneye verilmesi ve kadının kendi soyadını kullanmayı seçmesi halinde, çocuğun babasının soyadını kullanmak zorunda kalmasını kadın erkek eşitliği ilkesine aykırı bularak iptal etmiş.

Annesi ile birlikte yaşayan ve onunla farklı soyadını kullandığı için bazı olumsuz tutum ve davranışlara maruz kalan çocuklar için zevahiri kurtarmaya yarayacak bir çözüm bulunmuş durumda.

İptal gerekçesi açısından bakıldığında kadın erkek eşitliğine ilişkin önemli bir gelişme olan bu kararın çocuğu bir birey olarak dikkate almayan tutumu Türk Medeni Kanunu'nun iptal edilen maddesi yeniden düzenlenirken giderilebilecek mi?

Çocuğa, ayrılık anında anne veya babasının soyadını kullanma konusunda bir seçenek sunulabilecek mi?

14 Şubat 2012

Çocuklar, haklarıyla ilgili taleplerini TBMM Başkanı Çiçek'e iletti.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan ve Çocuk Hakları Masası'ndan oluşan heyeti kabul etti. TBMM Başkanı Çiçek, kabulde, öncelikle çocuklara söz vererek, çocuk hakları konusundaki taleplerini dinledi.



Görüşmeye katılan çocuklar şunları talep etti:
  • Çocukların kendilerini ifade edebilmelerine uygun zeminin oluşturulması (Arif Doğan)
  • Çocukların kendilerini ilgilendiren konularda konuşma hakkına sahip olmaları (Mine Nur Aktaş)
  • Çocukların yetişkinlerin minyatürü değil, bir birey olduğunun toplumun tüm kesimlerince kabul edilmesi ve kamu yöneticilerinin çocuk hakları konusunda bilgilendirilmesi (Enes Çokal) 
  • Çocukların, çocukluklarını yaşamalarına neden olduğu için SBS'nin kaldırılması ve liseye geçişte okul notlarının dikkate alınması (Enes Çokal)
  • Yeni anayasada çocukların da anlayabileceği ifadeler kullanılması (Enes Çokal)
Biz de TBMM Başkanı Çiçek’in sözünü tekrar ediyoruz: "Bunun, başka illere ve belediyelere örnek olmasını diliyorum."

13 Şubat 2012

Yaramaz çocuk davası!

Yalan Dünya'nın sevilen tiplemesi Çağatay'ı canlandıran usta tiyatrocu Hakan Meriçliler mahkemeye düştü.




Tiyatro sanatçıları Ayla Baki ile Hakan Meriçliler, özel bir ilköğretim okulunda okuyan oğulları D.M.’nin (11) saçlarının okul yönetimince kesildiğini, çocuklarının yaramazlıkla suçlanıp onu okuldan almaya zorlandıklarını belirterek okul aleyhine 10 bin TL’lik dava açtı.
Özel veya Devlet okulu farketmez, okulların son yıllarda güçlenen eğilimi, sorun çıkardığını düşündükleri çocukları okuldan uzaklaştırmak. Bu yaklaşıma göre yaramaz kabul edilen çocuklar için öngörülen gelecek planı nedir? Varsayalım ki, çocuk çok yaramazlık yapıyor, ne olacak? Bir okul, "yaramazlık yapan çocukları kabul etmiyorum" diyebilir mi? Bir çocuğun yaramazlık yaptığı gerekçesi ile okuldan uzaklaştırılması hangi eğitim yaklaşımının eseridir: yaramazlık yapan çocuklar okula gitmemeli mi, yoksa ayrı okullara mı gitmeli? Yoksa okuldan uzaklaştırma bir ceza ve caydırıcılık aracı olarak mı görülüyor? Bir çocuğun yaramazlık sayılan davranışları değiştirmesi, eğitimin bir parçası değilse nedir?
Yaramazlık sayılan davranışları yapan çocukları “yaramaz” diye damgalayan eğitimciyi yetiştiren “yaramaz eğitimci eğitimi” ile nasıl mücadele edilecek?

12 Şubat 2012

TOKİ'nin okulu GOP'u ikiye böldü.

Toplu konutlar, kentin içindeki kent gibidirler. Yalıtılmışlıkları, bu konutlar içerisinde sunulanlardan dolayıdır.


Gazi Osman Paşa’da (GOP) TOKİ tarafından yapılmış Avrupa Konutları TEM’le aynı adı taşıyan TOKİ Avrupa Konutları İlköğretim Okulu’yla, 23 Nisan İlköğretim Okulu komşu olmuş. Aralarında sadece bir cadde olan iki tane ilköğretim okulu, ikisi de Devletin okulu ve ikisinde farklı standartlar var. TOKİ Avrupa Konutları İlköğretim Okulu'nda 27 derslik ve 520 öğrenci varken 23 Nisan İlköğretim Okulu'nda 22 derslik ve 2650 öğrenci var. Bu durumda her iki okulun öğrencisine de “eşitlik” nasıl öğretilir?

Bir yere toplu konut yapılırken o çevrede yaşayan ve yaşayacak olan insanlar arasındaki ilişkinin olası biçimlerini düşünmek, planlamak kimin sorumluluğudur? Burada yaşayan çocuklar ve onların ihtiyaçlarını dikkate alarak eğitim, oyun, spor vb. alanlarını, çocuklar arasında farklılıklara saygı, paylaşma, eşitlik ve adalet duygularını destekleyecek biçimde oluşturmak kimin sorumluluğundadır?
Aynı zamanda da bu okullar çocuklar tarafından kullanılacağına göre, o yaştaki bireylerin bedensel, duygusal ve zihinsel kapasiteleri ve ihtiyaçlarının dikkate alınması gerekmez mi? 4 katlı, beton bahçeli ilköğretim okulu yapılabilir mi?

11 Şubat 2012

Yılmaz: Görüntülerde kim oldukları belli değil.

34 kişinin öldüğü Uludere olayıyla ilgili görüntüleri izlediğini söyleyen Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz "Görüntülerdekilerin kadın mı, çocuk mu, terörist mi, kaçakçı mı olduğunu anlayamazsınız" dedi.



Milli Savunma Bakanı Uludere görüntülerindeki kişilerin kadın mı, çocuk mu, terörist mi, kaçakçı mı olduğunun anlaşılamayacağını söylemiş. Anlaşılamayacak olması, bombalanmış olmalarını daha da hukuka aykırı hale getirmiyor mu? Hele ki grupta çocuk olma ihtimali var ise? Öncelik yaşam hakkının değil mi?

Bombalanmış bile olsalar, mayınlı alan geçilerek yapılan ve yasaya aykırı bir işte çocukların bu şekilde kullanıldığının Devlet tarafından bilinmemesi ve bunun engellenmemesi çocuk koruma sistemi bakımından büyük bir zafiyet değil mi? Bu kadar büyük bir tehlikeye karşı korumasız olan bu çocuklara Devlet, korunma hakkına ilişkin ne tür bir hizmet veriyor?

Bakan, çocukların kandırılıp dağa kaçırıldığına dikkat çekerek "13 yaşındaki çocuk terörist olur mu?" diye sormuş. Güzel bir soru, Bakanı destekleyerek aynı soruyu biz de çocukları terör örgütü üyesi olma iddiası ile yargılayanlara soralım: 13 yaşındaki çocuktan terörist olur mu?

10 Şubat 2012

Bakan Eroğlu, Çanakkale'de 5 çocuk istedi.

Çanakkale'de, 2012 Evlilik Hazırlıkları Fuarı'nın açılışını yapan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, kentin nüfusunun azaldığını belirtip, "Asgari 3 çocuk istiyoruz, ama Çanakkale'de 5 olursa daha iyi olur" dedi.



Sayın Bakan, Çanakkale’de yaş ortalamasının Türkiye’nin üzerinde çıkmasından çok etkilenmiş olmalı ki, genç nüfusu arttırmak istiyor. Ancak…

Her çocuk dünyaya, yeterli yaşam standardına sahip olma hakkı ile geliyor. Devletin her çocuğa sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, sosyal hizmet, oyun, kültürel ve sportif faaliyetler, konut, beslenme, giyinme olanakları bakımından asgari standardı sağlama görevi var. Bu durumda Sayın Bakan’ın, anne-baba adaylarına gösterilen bu hedefe ulaşılması halinde, temel hizmetleri tüm çocuklara nicelik ve nitelik bakımından yeterli şekilde sunmak üzere ne tür bir plana sahip olduğumuzu açıklamasını beklemez miyiz?

Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir plan olmadan çocuk doğurmak literatürde “çocuk ihmali” olarak kabul ediliyor. Anne-baba adaylarının doğuracakları çocuğun beslenmesini, giyinmesini, eğitimini, bakımını nasıl sağlayacaklarını planladıkları gibi; toplumların ve Devletlerin de benzer bir planlama yapması gerekmez mi?

9 Şubat 2012

Kızına tokat attı, 1,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı!

Adapazarı'nda yaşayan 2 çocuk babası Erkan Sarıkaya, ayrıldığı ilk eşinden olan 16 yaşındaki kızına şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılandığı mahkemece, 3 ayrı suçtan toplam 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.


  • Şiddete maruz kalan çocukların adli makamlara başvurarak hakkını koruma çabasının bir örneği bu haber. Ancak, şiddete maruz kalan bir çocuğun başvuru adresinin kolluk veya savcılık gibi adli makamlar olması pek çok kişi bakımından caydırıcı oluyor. Mağdurların kolaylıkla erişebileceği başvuru hizmetlerinin yurt çapında (telefon hattı,uzman ekiplerin bulunduğu şikayet büroları, sığınmaevleri, vb.) sunulmasına yönelik bir planımız var mı?
  • Bütün çocuklar bu başvuru mekanizmalarını biliyor mu? Çocuklara bu mekanizmaları kim öğretiyor?
  • Sık sık evden kaçan kızı ile arasındaki iletişim sorununu çözmek isteyen bir babanın destek alabileceği bir danışmanlık hizmeti var mı?
  • Babanın kızına yönelik sözlü ve fiziksel şiddetini, kızını batağa saplanmaktan korumak amacıyla izah etme çabasının seslendiği şiddeti normalleştiren toplumsal kabul alanı ile kim ilgilenecek?

8 Şubat 2012

Çaresizliğin fotoğrafı!

Mardin’de babasına tekerlekli sandalye almak için “hekim raporu” bekleyen 15 yaşındaki kız çocuğu olumsuz yanıt alınca çareyi hastanenin çatısına çıkmakta buldu. Genç kız, 300 liralık sandalye için kendisini boşluğa bıraktı.


  • Heyetin engellilik ile ilgili değerlendirmesinin doğruluğunu, tekerlekli sandalye için öngörülen engel derecesinin yerindeliğini bilmiyoruz. Bu konularda bir sorun olabilir, ancak 15 yaşında bir kız çocuğunun babasının tekerlekli sandalye beklentisi ile ilgili rapor üzerine intihar etmesinde üzerinde durulması gereken asıl sorun bu mu?
  • Rapor intiharın tek sebebi olamayacağına göre, ancak son nokta olabilir. Bu durumda çocuğun bu ruh haline gelmesine neden olan koşullar yerinde durduğu sürece, rapor olmasa bir başka sebep bu sonuca neden olabilirdi. Öyleyse rapor gibi intihar için ikincil etkiye sahip bir durum yerine bütün bu süreci tartışmak gerekmez mi?
  • Bunu tartışmadan, bu koşullarda ve üzerine gelen çok ağır bir vicdani yükle yaşamaya devam edecek aile ve o ailede bulunan diğer çocuklara yardım edilebilir mi?
  • Bu haber, bir hafta içinde ikinci ergen intiharı haberi. Uzmanlar gençlik intiharlarında "ergende varolan patolojinin ve/veya mutsuz yaşantının, zor geçen ergenlik dönemi sancısıyla birleşmesinin" etkili olduğunu söylüyorlar. Bu durumda bile ülkenin ergen intiharları olgusu ile mücadele stratejisini konuşmaz isek, biz de sorumlu olmaz mıyız?

7 Şubat 2012

3 yaşındaki çocuk soba kurbanı oldu!

Konya'da bir evde sobanın borusu devrilince odada uyuyan 3 yaşındaki çocuk, karbonmonoksit gazından zehirlenerek hayatını kaybetti.



BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'ye (ÇHS) “taraf Devletler,çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.” Her birey gibi çocuklar için de yaşama hakkı bütün hakların önünde gelir ve Devlet bu hakkı korumak için her türlü tedbiri almayı taahhüt etmiştir. ÇHS'nin Devlete verdiği yaşama hakkını güvence altına alma sorumluluğunun göstergesi, ülkede bir çocuğun hayatını kaybetmesi halinde bundan birilerinin sorumlu tutulabiliyor olmasıdır. Furkan’ın ölümünü engellemekten sorumlu bir kurum var mı?

İşin özü şudur:
  • Bir çocuk önlenebilir bir kaza dolayısıyla hayatını kaybedince kim kendini sorumlu hissediyor ve kim ona işini yeterince yapıp yapmadığını soruyor? Örneğin; hangi yerel yönetim konutlarda çocuklar bakımından güvenlik standartlarına sahip ve bunları denetliyor?
  • Her yıl kaç çocuk önlenebilir ev kazaları sebebiyle hayatını yitiriyor, biliyor muyuz?
  • Önlenebilir ev kazaları ile ilgili çalışmaları kimler yürütüyor? Bu çalışmalar neden Furkan’ı korumaya yetmedi?
  • Hangi kurum, Furkan’ın ölümü sebebiyle kendini üzgün hissedecek ve başka Furkan’ların ölmemesi için neler yapılabileceğini araştıracak? Bunu kim talep edecek?


6 Şubat 2012

Evcilik oyunu ağır cezalık oldu!

Adana'da 13 yaşındaki kız ile 16 yaşındaki erkeği düğün yaparak evlendirdikleri ileri sürülen aileleri hakkında, "çocuğun cinsel istismarına yardım" suçundan 7'şer buçuk yıl hapis istemiyle dava açıldı.



  • Erken evlendirmenin sebepleri ve çözüm önerileri konusu TBMM'de iki komisyonda (1, 2) ele alındı. Bu komisyon raporlarındaki çözüm önerileri ne zaman hayata geçirilecek?
  • Uzun vadeli çözümler, bugün evlendirilme hazırlığında olan çocukların derdine çare olamayacağına göre, bu çocukları korumak için ne yapıyoruz?
  • Ya halihazırda evli olan 5.5 milyon çocuk? Anne babayı cezalandırmak caydırıcı olabilir, ama bu çocukların hayatını daha kolay ve yaşanır kılmaz. Bu çocukların haklarını korumak da Devletin ve toplumun sorumluluğu değil mi?

5 Şubat 2012

Çocuk hırsızını lolipop yakalattı!

Şüpheliyi, lolipop şeker ve güvenlik kamerası görüntülerinden iz sürüp buldu.


Çocuk adaletinin amacı, alınacak tedbir ile çocuğu suça iten sebepleri ortadan kaldırmak ve bu surette çocuğu suçtan korumaktır. Bu haber üzerine, çocuğun suçtan korunması için yapılması gerekenlerin doğru yapılıp yapılmadığı araştırılacak mı? Örneğin;
    • Konya'da çocuk mahkemesi var mı, bu mahkemede sosyal hizmet uzmanı var mı?
    • Daha önce açılan davada sosyal inceleme yapılmış mı, tedbir kararı verilmiş mi? 
    • Dükkan sahibinin çocuğu bulmak için sarfettiği bu büyük emeğin bir benzerini çocuğu korumak için harcayabilecek kimse var mı bu sistem içerisinde?
    •  
Çocuklar için, onların ihtiyaçlarını dikkate alan özel bir adalet sistemi oluşturmak Devletin ve tüm toplumun sorumluluğudur. Çocuklarının işledikleri suçlarla sadece onları cezalandırmak için ilgilenen, onları bu risklerden koruyacak hizmetler ile ilgilenmeyerek görevini ihmal eden bir toplum bu sorumluluğun hesabını nasıl verir?

4 Şubat 2012

Kurban cinsel istismarı daha kaç kez anlatsın?

Mağdureden yine 'ruh sağlığı bozuldu' raporu isteyen Yargıtay'ı, "kız beş kez anlattı" diyen mahkeme de ikna edemedi.


  • Cinsel istismar önemli bir sorundurpek çok olumsuz etki yanında kaygı bozuklukları gibi çocuğun ruh sağlığında da bozulmalara neden olur. Böyle bir olayın defalarca anlatılmasının yarattığı travmadan çocuğun korunabilmesi için ifadesinin bir kerede alınması gerekiyor. Ama hala çeşitli nedenler ile çocuklar defalarca ifade vermek zorunda kalıyorlar. Çocukları bu tekrarlardan koruyacak ifade alma sistemlerinin ülke genelinde kurulması nasıl sağlanacak?
  •  
  • Cinsel istismar suçlarında ruh sağlığının bozulmasının ağırlaştırıcı sebep sayılması ile, tekrarlayan muayeneler sorunu yaşanmaya başladı. Mağdurun ruh sağlığının bozulması 3-8 yıl arasındaki cezayı 15 yıla çıkardığı için bu tartışma büyüyor. Çocukların cinsel istismardan korunması sadece faile yüksek ceza ile sağlanamaz. Adli süreçlerde çocukların örselenmesinin önlenmesi de, cinsel istismar ile mücadelenin en önemli araçlarından biridir. Kanunun bu ihtiyaca uygun hale getirilmesi ne zaman sağlanacak?

3 Şubat 2012

Tahliye oldu!

17 yaşındaki S.D’ye tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklu Başkomiser Metin M., tahliye oldu.




Bir başkomiser kendisinden yardım isteyen 17 yaşında bir çocuk ile arkadaşlık kuruyor ve sonrasında nefsine yeniliyor. Hem de iki kere.
Bir çocuk ile yetişkin arasında yaşanan cinsel ilişkinin sorumluluğu kime aittir?
  • Yetişkin çocuğu zorladıysa sorumluluk kime aittir?
  • Çocuğun rızası varsa sorumluluk kime aittir?
  • Çocuk defalarca telefon ettiyse ve mesaj attıysa sorumluluk kime aittir?
  • Çocuk ilişkiden sonra saçını tarayıp gittiyse sorumluluk kime aittir?
  • Çocuk yetişkinin aklını çeldiyse sorumluluk kime aittir?
Herhangi bir koşul çocuk ile yetişkin arasında yaşanan cinsel ilişkinin tüm sorumluluğunun yetişkinde olduğu gerçeğini değiştirebilir mi?